Web sitemiz, daha iyi bir deneyim için çerezler kullanmaktadır. Kullanımı kabul ediyorsanız, 'Kabul Et' butonuna tıklayın.

Copycat etkisi:

17 Nisan 2026

Kamu Çalışanları Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Furkan Ali Çiftçioğlu okul saldırılarının arka planını milligazete.com.tr okuyucuları için kaleme aldı.

 

Şanlıurfa’da infial yaratan okul saldırısının sarsıntısı henüz dinmemişken, Kahramanmaraş’tan gelen silahlı saldırı haberi ve kaybettiğimiz 10 can... Bu iki elim hadise, sadece birer asayiş vakası olarak okunamaz; aksine toplumun en güvenli kalesi olması gereken eğitim yuvalarının, artık birer risk alanı haline geldiğinin acı bir tescilidir. Okul; çocuğun hayata hazırlandığı, güven ikliminde kimliğini inşa ettiği kutsal bir mekândır. Bugün geldiğimiz noktada, “Okullarımız neden güvenli değil?” sorusu, artık ertelenemez bir milli beka meselesi olarak karşımızda durmaktadır.

Dijital Haber Aboneliği

Bu olaylar münferit birer talihsizlik değil, birbirini tetikleyen ve toplumsal psikolojiyi derinden sarsan yapısal bir krizin habercisidir. Meseleyi sadece "güvenlik zafiyeti" parantezine hapsetmek, buzdağının görünmeyen kısmını ihmal etmek demektir. Karşımızdaki tablo; sosyal, psikolojik ve sistemsel katmanları olan kolektif bir sarsıntıdır.

Güvenlik Önlemi mi, Güvenlik Kültürü mü?

Mevcut durumda okullarımızda güvenlik görevlileri ve kamera sistemleri bulunsa da yaşanan trajediler bu mekanik önlemlerin yetersizliğini ifşa etmiştir. Güvenlik, sadece nizamiyeye bir görevli yerleştirmekle tesis edilemez. İhtiyacımız olan; risk analizine dayalı, dinamik ve çok katmanlı bir "Güvenlik Ekosistemi" kurmaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı, okul güvenlik  politikalarını konjonktürel değil, yapısal bir dönüşümle yeniden ele almalıdır. Fiziksel önlemler kadar; erken uyarı sistemleri, riskli öğrenci takibi ve proaktif psikososyal destek mekanizmaları bu sürecin ana omurgasını oluşturmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu tür saldırılar çoğu zaman bir infilak anı değil, uzun süredir verilen sinyallerin son aşamasıdır.

Zorbalığın Karanlık Döngüsü

Bilimsel veriler, okul şiddetinin en güçlü öncülünün "akran zorbalığı" olduğunu teyit etmektedir. Araştırmalar, okul saldırganlarının yaklaşık %75’inin geçmişte kendilerinin de ağır zorbalığa maruz kaldığını göstermektedir. Bu veri, şiddetin çoğu zaman bir "intikam mekanizması" olarak tezahür ettiğini kanıtlamaktadır.

Literatürde (Fitzgerald, 1999) vurgulandığı üzere; zorbalığın kökleri genellikle aile içi ihmal, şiddet ve zayıf ebeveyn bağlarına uzanmaktadır. Şiddete tanıklık eden çocuk, şiddeti bir dil olarak öğrenmekte ve nihayetinde bunu yeniden üretmektedir. Bu noktada kendimize şu kritik soruyu sormalıyız: Okullarda patlak veren şiddet, aslında toplumdaki genel cinnet halinin bir yansıması mıdır? Cevap maalesef büyük ölçüde evettir. Okul, toplumun laboratuvarıdır; ailede başlayan, dijital dünyada pekişen şiddet eğilimi, en korumasız anında okulda görünürlük kazanmaktadır.

Siyaset

Medya ve "Kopya Davranış" Riski

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarının ardışıklığı, literatürde "copycat effect" (kopya davranış) olarak bilinen tetiklenme ihtimalini güçlendirmektedir. Veriler, büyük bir okul saldırısını takip eden ilk iki haftanın, benzer eylemler açısından en riskli dönem olduğunu göstermektedir.

Bu aşamada medya ve sosyal medya mecralarına tarihi bir sorumluluk düşmektedir. Saldırganların birincil motivasyonu çoğu zaman "negatif şöhret" ve "hatırlanma" arzusudur. Olayların veriliş biçimi, şiddeti görünür kılmakla onu estetize etmek veya özendirmek arasındaki o hassas çizgiyi asla ihlal etmemelidir.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR VE KAYIP NESİL RİSKİ

Türkiye’de zaten önemli bir sorun olan “suça sürüklenen çocuklar” meselesi, okul saldırıları ile birlikte daha da kritik bir boyut kazanmıştır. Bu iki olgu arasında güçlü bir ilişki olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Ergenlik döneminde beynin henüz gelişimini tamamlamamış olması, özellikle karar verme ve dürtü kontrolü açısından risk oluşturmaktadır. Bu süreçte bireyler daha fazla risk alır, sonuçları öngörmekte zorlanır ve duygusal tepkilerle hareket edebilir.

Eğitim

Eğer bu dönemde çocuk;

· Ailede ilgi ve denetim eksikliği yaşıyorsa

· Okulda zorbalığa maruz kalıyorsa

· Sosyal destekten yoksunsa

şiddet davranışı bir “çıkış yolu” gibi algılanabilir.

Bu noktada en büyük tehlike, bir “kayıp nesil” riskidir. Yani hem mağdur hem de fail olan bir gençlik profili…

DÜNYA DENEYİMİ NE SÖYLÜYOR?

Dünya genelinde okul saldırıları özellikle bireysel silahlanmanın yaygın olduğu ülkelerde daha sık görülmektedir. Bu saldırıların motivasyonları incelendiğinde;

· %34 problem çözme girişimi

· %27 depresyon/intihar eğilimi

· %24 dikkat çekme isteği

gibi nedenler öne çıkmaktadır.

Ancak önemli bir nokta şudur:
Bu saldırılar tek bir nedene indirgenemez. Aile yapısı, sosyo-ekonomik durum, psikolojik faktörler, çevresel etkiler ve silaha erişim gibi birçok değişken bir araya gelerek bu trajedileri ortaya çıkarmaktadır.

ÇOK PAYDAŞLI VE RADİKAL YAKLAŞIM

Norveç’te uygulanan ve okul zorbalığını %50 oranında azaltan Olweus Programı, bu konuda önemli bir örnektir. Bu programın başarısının temelinde çok paydaşlı yaklaşım yatmaktadır:

· Okul yönetimi

· Öğretmenler

· Öğrenciler

· Aileler

· Toplum

Hepsi sürecin aktif bir parçasıdır.

Türkiye’de de benzer şekilde;

· Okullarda psikososyal destek sistemleri güçlendirilmeli

· Rehberlik hizmetleri aktif hale getirilmeli

· Aile eğitim programları yaygınlaştırılmalı

· Erken müdahale mekanizmaları kurulmalı

· Medya dili yeniden düzenlenmeli

Ve en önemlisi, bu mesele  siyasetin malzemesi haline getirilmemelidir.

Siyaset

Okul saldırıları, sadece bir güvenlik açığı değil; aynı zamanda bir toplumun ruh sağlığının aynasıdır. Bu olaylar bize şunu göstermektedir:

 

Eğer çocuklarımızı koruyamazsak, geleceğimizi de koruyamayız.

Bugün atılacak adımlar, yarının toplumunu şekillendirecektir. Gecikilen her çözüm, yeni acıların kapısını aralayabilir.

Artık sormamız gereken soru şu:

Bu olaylar karşısında sadece üzülmeye devam mı edeceğiz, yoksa köklü bir değişim için harekete mi geçeceğiz?

 

KAYNAK: Milligazete.com.tr

© Copyright 2025, Tüm hakları saklıdır.